Proje Günlüğü : 21 Ağustos Bahamalar

Herkese merhaba,
Bir süredir ortadan kaybolduğumuz için özür diliyoruz. Son bir iki ay inanılmaz yoğun geçti. “Dünyanın İnanılmaz Dalışları” belgesel projemizin çekimlerini sonlandırmaya çalışırken çoğu film projesinde olduğu gibi işler biraz zorlaşmaya başladı.

Bölümlerin çoğu hemen hemen tamamlanmış durumda, sadece müziklerinin bitmesini bekliyoruz. Sadece bazı bölümler için ihtiyacımız olan birkaç ek görüntü var, bunlar için özel yerlere gidip, çok görülmeyen hayvanları çekmemiz gerekiyor. Yani gözümüzün önüne gelen şeyler yerine şimdi senaryoya göre görüntü yakalamamız gerekli. “Aktörlerin” ne yapacağı pek belli olmayan sualtı dünyasında da bu tahmin edebileceğiniz gibi biraz zor ama tabii o derecede de eşsiz.

Tarih boyunca bir Tropik Cennet olmayı simgelemesi ile insanları cezbeden Bahamalar’ı ziyaret ettik. Önce Grand Bahama’ya gittik, burası tüm takım adaların ismini veren ada olarak biliniyor. İspanyol kaşifler bu adayı ilk bulduklarında “Büyük sığlıklar” anlamına gelen “Gran baja mar” diye adlandırmışlar. Buradan diğer adalar Bahama adını almış. Bu ada da Grand ünvanı devam ettirmiş. Bahamaların tamamı dalış konusunda çok ünlü, Grand Bahama da bu civarlarda en ünlü yerlerden biri. Freeport’ta Viva Wyndham tatil köyü ve Viva Dalış merkezi bizi karşıladı ve adanın en güzel dalış yerlerine bizi götürdü. Dalış noktalarının güzelliği dışında bir başka avantajı karaya yakın olmaları. Akdeniz’deki gibi yüzme mesafesinde değilse de 1-2 mil mesafede ulaşılabiliyor. Bu da 45 dakikalık mesafelere alışık olduğumuz Atlas Okyanusunda büyük bir lüks. Bu sayede günde 3 kez dalabiliyorduk fakat kabul etmeliyim ki bu oldukça yorucu idi. Adada herşey çok güzeldi ama böyle okyanusun ortasında izole pekçok yer gibi altyapının pek gelişmiş olmaması sebebiyle bazı işler anakarada olduğu gibi kolay olmayabiliyor. Buna inanılmaz sıcak ve nemi de eklediğinizde dalışlar arasında nasıl daima uyumak üzere olduğumuzu tahmin edebilirsiniz. Buna ek olarak profesyonel kameraların gerektirdiği işleri yapmak görüntüleri indirmek, yedeklemek stüdyo gibi ideal şartlar altında yapılmadığında işi biraz zorlaştırıyor. Fakat yeterince şikayet ettim şimdi işin iyi kısımlarından bahsedeyim.

Öncelikle Bahamalar sağlıklı köpekbalığı nüfusları ile tanınıyor. Freeport da bizi hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Daha ilk dalışımda, yüzümü suya sokar sokmaz anında bir köpekbalığı bana doğru yüzmeye başladı. Birkaç tane görmediğimiz bir tane bile dalış olmadı. “Shark Alley” yani “Köpekbalığı Geçidi” diye bilinen bir dalış noktasına gittiğimizde ise 50 tanesinin bir arada olduğu anlar bile oldu. Rudi bütün çocukluğunu köpekbalıkları görerek geçirmiş, o nedenle çok etkilenmedi fakat benim için bu inanılmazdı. Bu olağanüstü hayvanları gördüğüm her saniye, doğanın en inanılmaz yaratıklarından birine şahit olduğum için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Bu hayvanlar dinazorlardan bile daha eski ve hala buradalar, bu da yaşam döngüsünde ne kadar doğru ve önemli bir yerleri olduğunun en büyük ispatı. Fakat insanlar yersiz korkuları ve cehaletleri ile malesef bu hayvanları elimine etmek için ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar.

Köpekbalıkları ile dalmak inanılmaz bir deneyim, bize zarar vermek amacında olmadıklarını farkettiğiniz an korku güzel bir heyecana dönüşüyor. Fakat her ne kadar bol ve sağlıklı köpekbalığı varsa da diğer herşey o kadar da iyi değil. Mercan kayalıkları iyi durumda, hastalıktan etkilenmemiş bol mercan var fakat balık nüfusu oldukça az. Bunun büyük bir sebebi aşırı avlanma fakat diğer önemli bir sebebi gelip bir daha ayılmayan, istenmeyen ziyaretçi: Aslan balığı. Hint Okyanusuna ait bu vahşi hayvanlar Atlas Okyanusuna bir salgın gibi yayılarak diğer balık nüfusunun hızla azalmasına sebep olmuş. Bu bölgeye has balık türleri aslan balıklarının korkunç zehrine karşı kendini nasıl savunacağını bilmiyor ve aslan balıklarının sayısının milyonlara ulaşması ile sonucu tahmin edebilirsiniz.

Grand Bahama’dan sonra Andros ve New Providence adaları arasında yer alan “Okyanusun Dili” adı ile bilinen yere gittik. Burada “labirent” ismi ile tanınan bir derin dalış noktası mevcut. Burada bölümümüzün “The Performance Challenge” adı verilen zor bir serbest dalış denemesi yaptığım kısmını çektik. Oldukça heyecan verici bir yerdi ve burada günlerce dalabilirdim. Malesef bu sırada tropik fırtına “Chantal” bize yaklaşmaya başladı ve şartlar kötüleşti, acele içinde ayrılmak zorunda kaldık.

Bahamalar ile ilgili düşüncelerimi toparlamak gerekirse doğal güzelliğine hayranlık ile bir parça endişe karşımı diyebilirim. Çünkü insanların düşüncesizce doğaya verdiği zarara bu çok ücra yerde bile şahit olmak mümkün. Bu yazımı sonlandırırken her baktığımda yüzümde bir gülücük oluşan bir fotoğrafı eklemk istiyorum. Yeni dostum “Karabaş”ı severken. Bu müthiş orfoz her gördüğümde benimle oynadı, neredeyse her görüştüğümüzde beni hatırladığını ve sevindiğini söyleyebilirim. Bu balıklar harika bir kamuflaj özellikleri sayesinde tamamen beyaz veya siyah olabiliyorlar ancak bu dostum sanırım yüzünün bir parçasının siyah olduğu bu halini sevmiş çünkü her gördüğümde böyle gözüküyordu. Özgün bir balık olduğun için seni kutluyorum Karabaş!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>